29/1/2006

şah-ı merdan

 

                           ŞAH-I MERDAN

       

 

Hz. Ali'nin annesi Fâtıma, babası Ebu Talip'tir. 29.7.599'da dünyaya gelmiş, 661 yılında namaz kılarken öldürülmüştür.

Kendisi Allah'ın aslanı anlamına Esadul­lah ya da Haydar lâkabıyla da anılır. Hz. Ali'ye Hz. Peygamber'irı Ebu Turap (Topra­gın babası) künyesini verdiği kayrıaklarda yazılıdır.

Bir kıtlık yılında Hz. Peygamber, amcası Ebu Talip'in yükünü hafifletmek için Hz. Ali'yi Yanına almıştır.

Hz. Ali'nin Talip, Akil ve Cafer adlı kar­deşlerinden küçük olduğu bilinmektedir. Hicret'e kadar Hz. Peygamber'in evinde ba­rınmıştır. Hz. Peygamber Medine'ye göç ederken yatağında onu bırakmıştır. Böylece Hz. Muhammed'i Hicret gecesi öldürmek için gelenler Hz. Ali ile karşılaşmışlardır. Amaçlarına ulaşamamışlardır. Hz. Ali, Hz. Peygamber'irı Hicret'ten önce teslim ettiği emanetleri sahiplerine iade etmiştir. Hz. Muhammed Medine'ye varınca Hz. Ali'ye mektup yazmış ve gelmelerini istemiştir. Hz. Ali de Medine'nin yolunu tutmuştur. Hz. Ali Medine'ye varınca Peygamberimiz onu kar­deşi (musahip) ilan etmiştir. Hatta şöyle söylemiştir: "Musa'ya Harun ne derece ya­kınsa sen de bana öylesin. Ancak benden sonra peygamber yoktur."

Hz. Ali, Bedir Savaşı'nda karşısına çıkan Velid'i öldürdü. Daha sonra da bir çok put­peresti öldürerek zaferin kazanılmasını sağ­ladı.

Hz. Peygamber'den kızı Fâtıma'yı bizzat istemiş, gerekli sözü almış, zırhını satarak ve masraf ederek Hz. Fâtıma ile evlenmiştir.

Uhûd Savaşı'nda Hz. Ali kahramanlıklar gösternıiş ve sevgili peygamberimize yardım­cı olmuştur.

Hendek Savaşı'nda ise tanınmış silahşör Abdü Vedoğlu Amr'ı öldürmüştür. Bunun üzerine düşmanın morali bozulmuştur.

Hayber Savaşı'nda Musevi Merhab'ın ba­şını kılıçla uçurmuş, bu arada kalkanı yarıl­mış ve kalenin kapısını kopararak kendisini savunmuştur. Sonunda Hayber Kalesi'ni fethetmiştir.

Huneyn Savaşı'nda da bir çok putperesti öldüren Hz. Ali, Taif e gönderildiginde put­haneyi yıktırdı.

Sevgili peygamberimiz Tebük Savaşı'na çıkarken yerine Hz. Ali'yi bıraktı.

Sevgili peygamberimizin: "Ben kimin mevlasıysam (sevgilisi), Ali de onun mevlası­dır" dediği bazı hadis kitaplarında kayıtlıdır. Bazı hadis kitaplarında şu hadis de vardır: "Ben ilmin şehriyim Ali de kapısıdır".

Bir çok hadis kitaplarında Hz. Muham­med'in Ehlibeytini Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin olarak gösterdigi bi­linmektedir.

Hz. Ali bir çok meselede fikir yürütmüş ve fıkirleri saygı görmüştür. Bunlardan bazı örnekler sunalım: Hz. Omer, deli bir kadını işlediği suçtan dolayı taşlatmak istemiştir. Hz. Ali derhal işe karışmış ve delilerin so­rumlu olmadığını bildirmiştir. Böylece, taşla­ma olayını önlemiştir.

Yine Hz. Ümer'in hilâfeti döneminde ko­caya varan ve altı ay sonra çocuk doğuran bir kadının taşlanmasına karar verilmiştir. Hz. Ali yine olaya karışmış ve âyetlerden de­liller getirerek kadının öldürülmesini önle­miştir. Hatta Hz. Ömer'in "Ali olmasaydı el­bette Ömer helak olurdu" dediği bilinmektedir.

Hz. Ali müminlerin hükümdarı olduğu zaman Kûfe sokaklarında dolaşır, asayişi sağlar ve yoksullara yardım ederdi.

Sıffın Savaşı'na giderken kaybettiği zırhı­nı bir Hıristiyanın üzerinde görmüştür. Ko­nuyu Kûfe kadısı Şurayh'a götürmüştür. Şahit olarak oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hü­seyin'i ve kölesi Kamber'i göstermiştir. Kadı, Hz. Ali'nin yakırı çevresinden olduğu için bu şahitleri kabul etmeyerek davayı reddetmiş­tir. Hz. Ali olayı gülümseyerek karşılamıştır. Bunu gören Hıristiyan, gerçeği itiraf etmiş, Müslüman olmuş ve zırhı Hz. Ali'ye iade et­miştir. Bir gün iki gömlek satın alan Hz. Ali bun­ları kölesinin beğenisine sunarak birisini ona hediye etmiştir.

Hz. Ali'nin hayatı erdemli davranışlarla doludur. O sevgili Peygamberimizin "sizin en hayırlınız ahlâkı güzel olanlardır" buyurduğunu çok iyi bilmekteydi. Onun bazı özde­yişleri erdem açısından ışık tutucudur

"İnsanların solukları ecellerine doğru at­tıkları adımlardır."

"İnsan dün bir tohumdu yarın bir leş ola­cak.

"Akıl gibi zenginlik cehalet gibi yoksulluk yoktur. Edebe uymak bir kazanç, danışmak bir güçtür."

"Bilgin ölü olsa bile diridir. Cahil ise diri olsa bile ölüdür."

"Kendini bilen Allah'ını bilir."

"Hırs seni kul etmesin, Allah seni hür ya­rattı."

Görülüyor ki, Hz Ali sevgili Peygamberi­mizin sevgisini kazanmış, savaşlarda kahra­manliklar göstermiş ve erdemli davranışları ile bütün inananlara örnek olmuştur. Ne mutlu onu sevenlere.

 

 

 

  Yavuz Bingöl - Gönül Çalamazsin   

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kategori: (Belirtilmemiş) :: Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!


* * * * * * * * * * *

Yazan: isimsiz | Konu: velid | Tarih: 2009-08-19 13:24:13
Bu yazıda adı geçen Velid, utbe bin rebia'nın oğlu velid bin utbe'dir. yanlış anlaşılmaların önlenmesi amacıyla...

Bağlantı:: ::

* * * * * * * * * * *

Yazan: isimsiz | Konu: Velidin öldürülmesi | Tarih: 2008-11-10 08:54:18
Selamun aleykum dostlar. Güzel bir yazı okudum ama bir şey merakımı çekti. Hz Ali (ra)'ın "Velid'i öldürdü" dediğiniz satırlarda Velid derken kimi kastettiniz? Hz Halid Bin Velid ise bunu düzeltmenizi rica edeceğim. Ama değilse o ayrı. Allaha emanet olunuz. Rabbim cümlemizi, bütün ümmeti muhammedi bir sancağı altında toplanmasını nasip eylesin. Amin.

Bağlantı:: ::

* * * * * * * * * * *

Yazan: sunguroğlu | Konu: velid | Tarih: 2008-07-22 22:14:35
SLM BEN BİR HANEFİYİM VE SİZE BİR YANLIŞINIZI DÜZELTMENİZİ RİCA EDİYORUM VELİD YANİ HALİD BİN VELİD HZ.ALİ TARAFINDAN ÖLDÜRÜLMEMİŞ TAM TERSİNE MÜSLÜMAN OLMUŞTUR VE İSLAMIN EN ŞANLI KUMANDANLARINDANDIR.İŞTE OLAYIN ASLIHalid Bin Velid (Arapça: خالد بن الوليد, d. 592 - ö. 642) Seyfullah (Allah'ın kılıcı) olarak da bilinen Arap komutan. Hudeybiye anlaşması sonrasında müslümanlığı seçene kadar Kureyşlilerin saflarında sonrasında İslam devletinin emrinden savaşmıştır. Kureyşlilerin Uhud savaşındaki zaferinin kilit rol oynamış, emrindeki süvarilere yaptırdığı manevra ile müslümanları yenilmesini sağlamıştır. Müslüman olduktan sonra Bizans ve Sasanilere karşı zaferler kazanmıştır. Bunların en dikkat çekeni Yermük nehri kıyısında Bizans ordusunu bozguna uğrattığı savaştır. Katıldığı yüzü aşkın savaşta yenilgiye uğramamıştır. Suriye ve İran'ı üç yıl gibi kısa bir süre içerisinde İslam devletine bağlamıştır. Fetihlerin Anadolu'da Kahramanmaraş'a kadar uzanmıştır. 638 yılında Ömer tarafından ordu komutanlığından alınıp idari bir görev verilmiştir. Bir yıl sonra bu görevden istifa etmiştir. 642 yılında savaş meydanında ölmediğine üzülerek yatağında eceliyle can vermiştir

Bağlantı:: ::

* * * * * * * * * * *

Yazan: hamitakcay | Konu: Tebrikler | Tarih: 2006-01-29 13:31:45
Çok iasbetli güzel bir yazı

Bağlantı:: ::

Blogcu.com bir Beril Teknoloji hizmetidir